ataturkkosesi

ATATÜRK KÖŞESİ

Duyurular..

yeni sezon kayıtlarımız başlamıştır

2009 -2010 sezon kayıtlarımız başlamıştır

Yeni Web Sitemiz yayına başlamıştır


Yeni web sitemiz www.sevgiyumagi.com domaini üzerinden yayına başlamıştır. Yeni web sitemizde interaktif uygulamalara ağırlık verdik.

Sevgili velilerimiz, sitemize üye olarak, yurdumuz ile ilgili gelişmeleri takip edebilir, canlı yayında çocuklarınızı görebilir, aylık yemek listemizi, eğitim programlarımızı, etkinlik takvimimizi ve gidilen gezilerin fotoğraflarını internet üzerinden takip edebilirsiniz...
İzmir'de Hava
Çar Per Cum
Anket

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

Yazdır PDF
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu


photo9Ana baba ve öğretmenler hiperaktif çocukları tipik olarak su cümlelerle tanımlarlar.
"Çok hareketli, uzun süre bir yerde oturamaz. Sınıfta çevresiyle fazla ilgili, dersi dinlemiyor, sık sık yerinden kalkıyor, izin almadan konuşuyor. Düşünmeden hareket ediyor, yaptıktan sonra üzülüyor, özür diliyor."
Bu tanımlama sadece buzdağının tepesini anlatmaktadır. Gerçekte bu belirtilere eslik eden pek çok şey vardır. Daha geniş bir çerçeveden bakıldığında bu tanımlama değişir. "Tükenme noktasındayız. Her gün, her dakika bir sorun yaşıyoruz. Evden kavga dövüş çıkıyoruz. Eve gelince ödev yapması problem, bizim yönlendirmemiz ve yardımımız olmadan tamamlayamıyor. Yardım ederken de tartışma çıkıyor. Uyguladığımız hiçbir şey, ödüller, cezalar ise yaramadı. Yaptıklarının sonuçlarını asla düşünmüyor. Çevresiyle ilişkileri iyi değil. İstediği bir şey olmadığında çok fazla öfkeleniyor, hemen tepki veriyor. Ben de ona sık sık bağırmaya hatta vurmaya başladım. İlişkimiz giderek bozuluyor".
DEHB' ye sadece dikkat dağınıklığı, hareketlilik ve dürtüselliğin olduğu bir sorun olarak bakmak, bunların neden olduğu ikincil sorunların ve eşlik eden diğer bozuklukların gözden kaçırılmasına neden olur. Buzdağının tamamını tanımak, bireyin aile, öğretmenler ve uzmanlar tarafından daha iyi anlaşılmasını sağlar, daha geniş kapsamlı bir tedavi programının planlanması mümkün olur.

DIKKAT EKSIKLIGI HIPERAKTIVITE BOZUKLUGUNDA TEMEL SORUN NEDIR ?


Bir yılanın üzerine basarsanız sizi sokar. Yılan bunu yapmadan önce düşünmez. Yani aklından "Sokayım mı sokmayayım mı, daha önce biri benim üzerime bastığında ne yapmıştım, sonucu ne olmuştu, bu kişiyi sokarsam sonucu ne olur ?" gibi düşünceler geçmez. Herhangi bir kontrol yoktur. Ancak insan beyninde bir şey yapmadan önce, durup düşünmeyi sağlayan bir sistem vardır. Bu sistem geçmiş deneyimleri kullanarak, geleceği de ön görerek, davranışları planlamayı ve bunun içinde yanıtı bir süre durdurabilmeyi sağlar. Herhangi bir olaya tepki vermeden önce, durup düşünebilme yetisi, insanları diğer türlerden ayıran en önemli özelliklerden birisidir.
Aklımıza gelen bir şeyi yapmadan önce, bunun uygun olup olmadığına karar verebilmek için öncelikle yanıtımızı belirli bir süre boyunca durdurmamız gerekir. Bu süreç, bazen birkaç saniye, bazen günlerce sürebilir ve pasif değil aktif bir süreçtir. Bu sistemin iyi çalışması birden fazla merkezin uyumlu bir şekilde islemesiyle mümkün olur. DEHB olan bireylerde bu sistemde sorun vardır. Bir şey yapmadan önce, düşünmeleri için gerekli süre boyunca durmalarını sağlayan sistem iyi çalışmaz. Yani frenleri yoktur. Bu nedenle de akıllarına gelen şeyi hemen yaparlar, ancak yaptıktan sonra uygun olup olmadığını görebilirler.

Davranışlarımızı nasıl kontrol ederiz?

Davranışları kontrol edebilmenin ilk basamağı o hareketi yapmadan önce durmaktır yani frene basmaktır. Frene bastığımız süre boyunca belirli aşamalardan geçerek karar veririz. Bu aşamalar ve DEHB olan bireylerde bu aşamaların nasıl işlediği aşağıda açıklanacaktır.
1- Kendi kendine konuşma:
Bir şey yaparken bunun uygun olup olmadığını, gözden geçirirken kendi kendimize konuşuruz. Bunu otomatik olarak ve içimizden yaparız, hatta yaptığımızın farkına bile varmayız. Bu özellik yine sadece insanlarda vardır. Diğer türler dillerini sadece başkalarıyla iletişim için kullanırken, insanlar kendi kendileriyle de iletişim için kullanırlar. Kişinin kendisiyle konuşması okul öncesi dönemde ( 3-5 yas arasında) baslar. Bu dönemde çocuklar bunu yüksek sesle yaparlar. İlkokulda sessiz bir şekilde yapılır, daha sonra da otomatikleşir. Davranışların kontrolünü, belirli kurallara uyabilmeyi sağlayan en önemli basamaklardan birisi de budur. Birisi bizden bir şey yapmamızı istediğinde önce bunu kendimize sorar, sonra yaparız. DEHB olan bireyler bir şey yapmadan önce duramadıkları için bu becerileri yeterince gelişemez ya da yaşıtlarından daha geç gelişir. Yani bir şey yapmadan önce kendi kendilerine "Acaba yapsam mi" sorusunu sormayi aliskanlik haline getirmemislerdir.
"Arkadaslarinin yap dedigi seyi dogru olup olmadigini düsünmeden hemen yapiyor. O sirada birisi ona bu yaptığının uygun olup olmadığını sorsa doğru cevabi verebilir ama bu soruyu kendi kendisine hiç sormuyor."
" Sanki rüzgara kapılmış bir tüy gibi, rüzgar nereden eserse oraya gidiyor."

2- Geçmişi dikkate alma:

Bir davranışın uygun olup olmadığına karar verirken gerekli olan basamaklardan birisi de geçmişi hatırlama, göz önünde bulundurma becerisidir. Yapılan hatalardan ders alma denilen şey budur. Bu beceri 3-5 yas arasında gelişmeye baslar ve giderek olgunlaşır. DEHB olan bireylerin belleklerinde sorun yoktur, yani yaşadıkları olayların çoğunu hatırlarlar. Ancak bu deneyimlerini kullanmak için gerekli zamanları olmadığından bu becerileri de gelişmez ya da geç gelişir.

" Defalarca ceza aldı ama aynı davranışı yine yapıyor, üstelik bu davranışının doğru olmadığını biliyor, hatta özür diliyor ama ayni hatayı yine yapıyor. Bu da beni çıldırtıyor."

"Freni olmayan daha önceki kazalarınızı hatırlasanız bile duramazsınız."

3- Geleceği ön görebilme ve planlayabilme (öngörü):

Davranışların sonucunu önceden tahmin edebilmek insanlara özgü en gelişmiş yetilerden birisidir. Bu beceri 3-5 yaslar arasında gelişmeye baslar. Bu beceriye sahip olan bir birey yapacağı şeyin sonucunda olumsuz bir şey olacağını, örneğin ceza alacağını düşünebilir ve o şeyi yapmaktan vazgeçebilir. DEHB olan bireylerin akıllarına bir şey yapmak geldiğinde geleceği öngörecek zamanları olmadığından, yapacağı şeyin sonucu olumsuz bile olsa duramazlar. Dolayısıyla davranışların sonucunu öngörebilme becerileri yeterince gelişemez.
"Freni olmayan bir araçta uçuruma doğru hızla gittiğinizi görseniz bile duramazsınız."
DEHB olan bireyler davranışlarını geleceği düşünerek yönlendiremezler. Geçmiş ya da gelecek onların radar sistemlerine girmez, bakış açıları içinde yer almaz. Bu onların geleceği umursamadıkları, önemsemedikleri anlamına gelmez. Ancak bir şeyi yaparken, geleceği göz önünde bulunduracak süreleri yoktur, sadece o anda yaptıkları şeye odaklanmışlardır. Sanki gelecek yokmuş gibi davranırlar. Bu sadece bir gün ömrü kaldığını bilen bir insanin, o gününü dilediği gibi yaşamasına benzetilebilir.

4- Gerçekle hissedileni birbirinden ayırabilmek:

Yaşanılan olayların bir gerçek boyutu bir de bizim o olaya duygusal tepkimiz yani olayı algılamamız vardır. İlk duygusal tepki kişiden kişiye değişir ve her zaman doğru değildir. Bu tepkiyi hemen göstermeden önce durup, olayı daha gerçekçi, akilci bir şekilde gözden geçirmek gerekir. Örneğin; ise giderken trafik sıkışabilir, ise geç kalabiliriz. Bunu kendimize yapılmış bir haksizlik olarak algılamadan, sakince bekleyebiliyor muyuz yoksa bizim talihsizliğimiz olarak görüp öfkeden köpürüp, lanetler mi yağdırıyoruz ?
Bir olay karşısında ilk hissedilen duygunun bizi yönlendirmesine izin vermemek, gerçek boyutunu görebilmek için zamana ihtiyaç vardır. Normalde, 2 - 4 yaslar arasında gelişmeye başlayan bu beceri, DEHB olan kişilerde bu zamanları olmadığı için gelişmez ya da geç gelişir. DEHB olan bireyler kaç yaşında olurlarsa olsunlar olaylar karşısında hemen ilk duygusal tepkilerini gösterirler. Bu nedenle çok duygusal ve yaşıtlarına göre olgunlaşmamış bireyler olarak tanımlanırlar. Örneğin DEHB olan 8 yaşındaki bir çocuk yemekten önce çikolata yemesine izin verilmedi diye öfke nöbetine tutulabilir, oysa böyle bir tepki ancak 3-4 yaşındaki çocuklar için normal kabul edilebilir.

"Çocuğumun hayır kelimesine olan duyarlılığını keşfettiğimde sırf onu denemek için benden bir şey istediği bir anda "Hayır yapabilirsin" dedim. Her zamanki gibi tepinmeye başladı. Çünkü Hayır kelimesini duymuş ve devamını dinlemeden tepkisini göstermişti."

Sonuç olarak, DEHB olan bireylerde davranışların kontrolünü sağlayan bu becerilerin yeterince gelişememiş olmasının temel nedeni bu işlevleri yerine getirecek zamanı sağlayan sistemin çalışmaması yani frenlerinin olmamasıdır.

Bu kişiler davranışlarını ortama ve sonuçlarına göre düzenlemekte ve yönlendirmekte zorluk çekerler. Bu sorunun tedavisi için kullanılmakta olan ilaçlar bir şey yapmadan önce durmayı sağlayan sistemi uyarırlar, yani fren merkezini çalıştırırlar. İlaç kullandığı sürece normalde zaten olması gereken düşünme süresi kazanılır ve yukarıda tanımlanan becerilerinin gelişme şansı olur. Bu becerilerin iyi bir şekilde gelişebilmesi için sadece ilaçlar yeterli olmaz. İlaçların kazandırdığı durup düşünme süresinin iyi kullanılabilmesi için uygun ortam ve uygun yönlendirmenin sağlanması gerekir. Bu da ana babanın ve öğretmenin eğitimi ve çocuğun bireysel terapisi gibi çok yönlü bir tedavi sistemi ile başarılır.

Her zaman akılda tutulması gereken şey her çocuğun kendine özgü olduğudur. Tanısı, eslik eden diğer sorunları, aile ve çevrenin özellikleri, bulunduğu okulun özellikleri bir bütün olarak göz önünde bulundurularak çocuğa özel bir tedavi programı hazırlanmalıdır.
Copyright © 2009 . Tüm Hakları Saklıdır.
Bu site WebGuen İnternet Hizmetleri! W.G. Hazır Site hizmetidir.
http://www.egitimkilavuzu.com/io/templates/ja_teline/images/logo.gif
egitimkilavuzu.com da yer alır.